Download Free FREE High-quality Joomla! Designs • Premium Joomla 3 Templates BIGtheme.net
ev / genel / 1990 sovyetlerin baku baskini

1990 sovyetlerin baku baskini

Ev / Genel / 1990: Sovyetlerin Bakü baskını

1990: Sovyetlerin Bakü baskını

20 OCAK 1990: KIZILORDUNUN BAKÜ KATLİAMI

Abbas Bozyel / 2010-01-20 14:28:21

Büyük bir siyasal, askeri, coğrafi ve kültürel güce, hem de önemli nüfus ve ekonomi üstünlüğüne sahip Rusya, SSCB’nin dağılmasıyla neredeyse tüm gücünü ve nüfuzunu kaybetmekle karşı karşıya kalmıştır. Kısa zamanda kendini toparlamaya çalışan Rusya Federasyonu, bilhassa 2002’de kendi öncülüğünde oluşturduğu Bağımsız Devletler Topluluğu ve 2003’deki “Yakın Çevre Doktrini” ile güç ve nüfuz kaybını önleyecek tedbirleri süratlice almaya başlamıştır. Böylelikle bölge coğrafyasını ve de özellikle Türk Cumhuriyetlerini hâkimiyeti altına alacak bir dizi uygulamalar gerçekleştiren Yeni Rusya Devleti; “Moskova merkezli” bir jeopolitik ve stratejik güç olmak için, yeni baştan “imparatorluğa dönüş” mücadelesi başlatmıştır. Bilhassa ifade etmek gerekir ki, Rus tarihinin derinliklerinden gelen bu ideal Ruslar için adeta vazgeçilmez milli bir kimlik ve milli bir hedeftir. Devlet siyasetlerinin özünü teşkil eden, işte iki yüz yıldır değişmeyen bu ‘Büyük Rus imparatorluğu Hayali’dir. Türkiye üzerinden “sıcak denizlere inme” ideolojisi olarak bilinen bu “Çar vasiyetnamesi”, tıpkı komünist Rusya döneminde olduğu gibi, yeni yönetim zamanında da Rusların vazgeçilmez siyasi hedefi olmuştur.

Dolayısıyla SSCB’nin eski gücünü ve İmparatorluk hedefini kaybetmek istemeyen Rus idareciler, dağılmakta olan Sovyetler Birliğini en az zararla kurtarmak için, kurtuluş operasyonu olarak bilinen “Glasnost ve Perestroyka” hareketini başlatmışlardır. Ancak bu “yeniden yapılanma ve açıklık” politikası diğer taraftan esaret altındaki tüm cumhuriyetlerin de bağımsızlık ümidi olmuştur. Ancak Rus yönetimi, iki yüz yıla yakın esaret altına alıp, müstemlekesi olarak sömürdükleri Cumhuriyetlerin, bağımsızlık taleplerini askeri şiddet kullanarak engellemeye çalışmıştır. Buna en canlı örnek; Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün bundan tam yirmi yıl önce, Rus Kızıl ordusu tarafından işgal edilmesidir.

Azerbaycan Türklerinin, Azerbaycan Halk Cephesi önderliğinde başlattığı bağımsızlık taleplerinin diğer cumhuriyetleri de harekete geçireceğinden korkan SSCB, Bakü’de yaşayan Rusların ve Ermenilerin can güvenliğini bahane ederek, Azerbaycan’a askeri müdahale kararı alır. 1990 yılında 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece, 35 bin kişilik bir orduyla üç ayrı noktadan Bakü’ye giren Rus tankları, tıpkı 1956’da Budapeşte’ye, 1964’te Prag’a girdiği gibi; Bakü’yü istila etmiştir. Bu gece yarısı askeri baskında yüzlerce insan ölmüş ve yaralanmıştır. Hazar denizine atılanlar, penceresinden bakarken öldürülenler, arabasıyla geçerken kurşunlananlar, vurulan çocuk yaştakiler, gençler ve yaşlılar acımasızca katledilmişlerdir. Hele Tank paletlerinin altında kalanların fotoğrafları, Rus vahşetini sergilemesi bakımından bir ibret ve utanç vesikası olduğu kadar Rusların bir yüz karası olarak ebediyete kadar kalacaktır. Görevden alınan Cumhurbaşkanı Vezirov’un yerine Ayaz Muttalibov yönetimi eline aldı. Ayaz Muttalibov, Rus güçleriyle ortak hareket ederek sıkıyönetim ilan etti. Peşinden Halk Cephesi mensubu bir yığın insan tutuklandı. AHC, halka 40 günlük greve gitme çağrısında bulundu. Azerbaycan’ın bütün fabrikalarında ve petrol tesislerinde çalışanlar; bu katliamın failleri bulununcaya kadar grev yapma kararı aldılar. 30 Ocak’ta Ebulfez Elçibey’in Azerbaycan halkına, BM Genel Sekreterliği’ne, AGİT Başkanlığı’na hitaben yazılmış beyanatı, başta Azatlık Radyosu olmak üzere, dünyanın büyük radyo kuruluşları tarafından yayınlandı. Böylece tüm dünya Rus vahşetinden haberdar oldu. Bunun üzerine Rus askerleri, yerli işbirlikçilerin yardımıyla, Halk Cephesi binalarını kapatarak mensuplarını tutukladılar. Lakin bağımsızlık mücadelesinden yılmayan ve korkmayan Ebülfez Elçibey ve arkadaşları 26 Ocak 1990 günü, üç renkli Azerbaycan bayrağını, Rus askerlerinin gözü önünde El Yazmaları Enstitüsü’nün çatısına dikerek, Rus emperyalizmini dize getirdiklerini tüm dünyaya ilan ettiler..

Sonuçta Büyük bir imparatorluk, Azerbaycan Halk Cephesi önünde diz çöktü. Azerbaycan Halk Cephesinin Azerbaycan’daki bu bağımsızlık zaferi, diğer bütün cumhuriyetlerin de yolunu aydınlattı. Onların da kurtuluş ilhamı oldu. Rus Kızıl ordusunun yirmi yıl önce Bakü’de döktüğü yüzlerce Azerbaycan Türkünün kanları üzerinde yeşeren, boy veren istiklâl ağacı, bu imparatorluğun bütün kutuplarını sardı. Diğer Cumhuriyetler de birer birer bağımsızlaştı. Bu vesileyle, Azerbaycan Halk Cephesinin lideri, bağımsızlık mücadelesinin unutulmaz kahramanı, büyük Türk milliyetçisi, Cumhurbaşkanı merhum Ebulfez Elçibey’i ve tüm şehitleri bugün tekrar rahmet ve minnetle anıyoruz. Tüm Türk dünyasının başı sağ olsun.

Ayrıca Türkiye ile tüm dünyanın dikkatlerini Azerbaycan’daki bu vahşete çekmek için ağabeyim merhum İbrahim Bozyel’in önderliğinde ilk miting aynı tarihte binlerce kişinin iştirakiyle, Iğdır’da yapıldı. Bu mitingden sonra Türkiye’nin ve Avrupa’nın onlarca yerinde protesto nümayişleri yapıldı. İbrahim Bozyel’le birlikte bu mitingi düzenleyenlerin içinde yer alan, Iğdır MHP il başkanımız merhum Yaver Ünsal’ı da burada tekrar rahmet ve şükranla yâd ediyoruz.

alıntı ortadoğu gazetesi



Hakkında admin

İlginize teşekkürler


Tayfur köyü antik Trakyen tahtı

Trakyen yarımadası Tayfur köyünde Trakyenlerden günümüze tarih

Çanakkale Trakyen yarımadası ( Thracian Chersonesos) Tayfur köyü mübadele Türklerinin Rumlardan kalma köyüdür. Kaya oyma Trakyen …


Çok yaşlı dut ağacı- Karainebeyli

Gelibolu Karainebeyli Kalaycı dede antik alanı

Kalaycı dede  antik alanı Gelibolu  Karainebeyli köyü Kara Nebi antik mezarlığı yakınındadır. Kalaycı dede  antik …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




*


Hakkında antikor