Download Free FREE High-quality Joomla! Designs • Premium Joomla 3 Templates BIGtheme.net
ev / genel / DENİZLİ’DE ATA KÜLTÜ: İNSAN BİÇİMLİ TAŞ HEYKELLER

DENİZLİ’DE ATA KÜLTÜ: İNSAN BİÇİMLİ TAŞ HEYKELLER

Ev / Genel / DENİZLİ’DE ATA KÜLTÜ: İNSAN BİÇİMLİ TAŞ HEYKELLER

DENİZLİ’DE ATA KÜLTÜ: İNSAN BİÇİMLİ TAŞ HEYKELLER

Bu haftaki sayfamızda siz değerli okurlarımıza Denizli’deki kadim Türk geleneklerinden birini; Türk mezar taşı kültür varlıklarını tanıtacağım. Türklerde mezar taşı kültürünün geçmişine baktığımızda iki farklı mezar taşı geleneğinin varlığını görmekteyiz: İnsan biçimli taş heykeller ve balballar. Denizli’de ne mutluluk vericidir ki her iki kültür varlığını görmemiz mümkün… Bugünkü sayfamızda şimdilik sadece insan biçimli heykellerden söz edeceğim. Bir başka sayfamızda ise Denizli balballarını sizlere tanıtacağım.

Ata kültünü yansıtan insan biçimli heykel ve balballar, 1889 yılında ortaya çıkarılan ve 1893 yılında çözülen Orhun Yazıtları sayesinde gün ışığına çıkarılmıştır. Orhun Yazıtlarında yer alan “İlk önce Babam Kağan için Baz Kağan dikilmiştir.” cümlesi, kadim Türklerde ölen kişi için mezar taşının yapılmış olduğunu kanıtlamaktadır. Bununla ilgili bilimsel kaynaklar, insan biçimli taş heykel ve balbalların 6. ve 13. yüzyıllar arasında Türk toplulukları tarafından oldukça yaygın kullanılmış olduğunu, bilhassa kutsal sayılan kült merkezleri ve kurganların üzerine dikildiğini yazmaktadır. Günümüzde kuzeyde Ukrayna’dan Kuzey Karadeniz kıyıları ve Sibirya bölgesine, güneyde ise Türkiye’den İran, Azerbaycan, Afganistan topraklarına kadar ve bilhassa bugünkü Türk Cumhuriyetleri topraklarında bu insan biçimli taş heykel ve balballara rastlamak mümkündür. İnsan biçimli taş heykel ve balballar, farklı ülkelerin günümüzde temsil ettiği bu geniş coğrafyada Türk varlığının ve Türk inanç geleneğinin önemli bir sembolü olmaya devam etmektedir.

Kadim Türklerde kutsal sayılan kurgan ve kült merkezlerine dikilmesi sebebiyle heykel ve balballar da kutsal sayılmaktadır. Günümüzde halen bazı Türk topluluklarında bu mezar taşlarına insanlar sarılmakta, öpmekte veyahut dileklerinin kabulü için bu taşlara bez dahi sarmaktadır. Ölümden sonra hayatın olduğuna inanan Türkler, ölen kişiyi ölüm sonrası hayata hazırlayan inanç ritüellerine büyük özen göstermişlerdir. Mezar taşı dikme geleneği, bu ritüelin önemli bir parçasıdır. Kavram kargaşalığını önlemek amacıyla bu noktada bir hususu daha açıklamak yerinde olacak sanırım: İşlevleri bakımından aynı nitelikte olsa da anlamları ve formları bakımından insan biçimli taş heykel ve balballar birbirinden farklıdır. Mezar taşı balbal, ölen kişinin yaşamında öldürdüğü kişiyi ya da düşmanını temsil etmektedir. Öldürülen kişi sayısına göre balbal sayısı da artar. Şaman inancına göre balbal ile tasvir edilen bu düşman, kendisini öldüren kişiyi ölümünden sonra mezarının başında koruma ve öbür dünyadaki yeni hayatında da ona hizmette bulunma görevini üstlenmektedir. İnsan biçimli taş heykel ise ölen kişiyi temsil etmektedir. Bu heykellerdeki işleme ve süslemeler, ölen kişinin yaşam biçimini yansıtma amaçlıdır.

Hem balballar hem de insan biçimli taş heykeller taştan yapılıdırlar. Mezarların yakın çevrelerindeki taş yataklardan elde edildikleri gibi gerektiğinde uzak bölgelerden de bu taşların getirtildiğini kaynaklar belirtmektedir. Bir sonraki sayımızda ayrıntılı görsellerle de sunacağımız gibi balballar, heykellere göre daha kaba ve şekilsiz olup oldukça basit işlenmiştir. İnsan biçimli taş heykeller ise daha özenli ve gerçekçi bir biçimde işlenmiştir. Heykellerin özenli ve ayrıntılı bir biçimde işlenmesinin özünde ölen kişinin varlığının elle tutulur bir biçimde sürdürülmesi düşüncesi gelmektedir . Şu ana kadar bulunan ve literatüre geçen taş biçimli erkek heykellerin genel özelliklerine baktığımızda heykellerin başlık bölümünde insan başının resmedildiği, at nalı biçimli bıyıkların işlendiği, sağ elde (ya da iki elle) ise bir kadeh ya da silahın tutulduğu görülmektedir. Orta Asya’daki bazı erkek heykellerinde ise pala bıyıkların işlendiği gözlenmektedir. Kadın heykellerde ise genellikle sağ elde (ya da iki el ile tutulan) kadeh ya da bir çiçeğin resmedildiği göze çarpmaktadır. Kadehin içinde sonsuz bir yaşamın simgesi olan Bengi-Su’nun olduğu sanılmaktadır.

Denizli’deki taş heykellere baktığımızda üç farklı formun kullanıldığını görüyoruz. Bulduğumuz heykellerin hepsi aynı mezarlıkta olup işleniş biçimleri farklıdır. Ne yazık ki bu heykellerin aynı ya da farklı taş ustaları tarafından işlenip işlenmediği (ve de hangi tarihlerde dikilmiş oldukları) bilgisine sahip değiliz. Kaynaklar, taş heykel dikme geleneğinin 13. yüzyıla kadar devam ettiğini belirtmektedir. İslam dininin ölü gömme gelenekleri ile kadim Türk geleneğinin buluşması kültürümüzde farklı bir uyum formuna dönüşmüştür. Bu uyum, günümüzde kullanılan siyah taş ya da mermer yapılı mezar taşları ile sembolize edilmektedir. İslam inancı doğrultusunda yasaklandığı için günümüz mezar taşlarında insan figürü resmedilmemesine karşın, ölen kişiye ait isim-soyisim, doğum ve ölüm tarihi gibi bilgilerin verilişini hatta bazı söz, mani ya da şiirlerden bir bölüm verilişini de yine ata kültünün günümüze bir yansıması olarak kabul edebiliriz. Çünkü Arap toplumlarında olduğu gibi İslam dininin yaşandığı birçok toplumda mezar taşının kullanılmaması, bu geleneğin Türklere özgü bir ölü gömme geleneğinin devamı olduğunu bize açıkça göstermektedir. Türklere özgü bir diğer husus ise yine mezar alanları ile ilgilidir. İslam dininden önce ölen kişiler için yeraltına yapılan mezar odaları olan kurganlar İslam sonrası dönemde yerini aslında yerüstünde inşa edilmiş olan türbelere bırakmıştır. Türbelerin kutsallığı bize göre İslam kaynaklı değildir, kadim Türk geleneğinin bir yansıma biçimidir. Türbeler, kanımızca İslamileşmiş kurganlardır.

Savaşçı bir topluluk olan Türklerin kadim tarihini ve yaşam biçimini öğrenmek isteyen herkes için Türk mezar taşları önemli birer maddi kültür unsuru olarak incelenmeye değerdir. Mezar taşları, sadece ölen kişinin kim olduğunu belirlemez. Bu kutsal taşlar, aynı zamanda ölen kişinin üyesi olduğu toplumun kimliği için de değerli bir ipucu niteliğindedir. İnsan biçimli taş heykel ve balballar ölen kişinin değil sadece, ait olunan toplumun tarihsel geçmişinin de aslında bir özüdür. Önceki sayılarımızda ısrarla belirttiğimiz gibi bu kültür varlıklarımızın da korunacağı ümidi ile sizleri bu insan biçimli taş heykellerin Denizli örnekleri ile başbaşa bırakıyorum. Bir başka sayımızda Denizli balbalları hakkında detaylı bilgi ve görsellere ayrıca yer vereceğiz.
Ayrıntılı bilgiler için ayrıca bakınız. Oktay Belli, Kırgızistan’da Taş Balbal ve İnsan Biçimli Heykeller, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2003.
A.g.e., s.42.


Hakkında Ümit Şıracı

İlginize teşekkürler


Tayfur köyü antik Trakyen tahtı

Trakyen yarımadası Tayfur köyünde Trakyenlerden günümüze tarih

Çanakkale Trakyen yarımadası ( Thracian Chersonesos) Tayfur köyü mübadele Türklerinin Rumlardan kalma köyüdür. Kaya oyma Trakyen …


Çok yaşlı dut ağacı- Karainebeyli

Gelibolu Karainebeyli Kalaycı dede antik alanı

Kalaycı dede  antik alanı Gelibolu  Karainebeyli köyü Kara Nebi antik mezarlığı yakınındadır. Kalaycı dede  antik …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


 


*


Hakkında antikor