Download Free FREE High-quality Joomla! Designs • Premium Joomla 3 Templates BIGtheme.net
ev / genel / TANRININ ELÇİSİ İBRAHİM- Prof.FRİDUN AĞASİOĞLU Türkolog-(Eski Eğitim Bakanı)

TANRININ ELÇİSİ İBRAHİM- Prof.FRİDUN AĞASİOĞLU Türkolog-(Eski Eğitim Bakanı)

Ev / Belgeler / TANRININ ELÇİSİ İBRAHİM- Prof.FRİDUN AĞASİOĞLU Türkolog-(Eski Eğitim Bakanı)

TANRININ ELÇİSİ İBRAHİM- Prof.FRİDUN AĞASİOĞLU Türkolog-(Eski Eğitim Bakanı)

İBRAHİM PEYGAMBER TARAFINDAN YAPILAN MEKKE’DEKİ KABE
İbrahim Yahudi veya Hıristiyan değildi. Tevrat ve İncil de ondan sonra indirilmiştir.  O, putperestliği reddeden, Tek Tanrı’ ya inanan bir hanif idi. Tanrı evi Kâbe’yi inşa eden, hac ziyaretini ortaya koyan bir Müslüman idi. Bu sebeple İslam kaynakları onu ‘Tanrının dostu’ (Halilullah) şerefine yükseltmiştir. Azerbaycan’da İbrahim adı gibi, İbrahimhalil adı da yaygındır. Yahudi ve Müslüman hacılar İbrahim’in Hebron’daki (El-Halil) mezarını birlikte ziyaret ederler.

.
On beş asırlık bir devrin ideolojik, tarihî ve edebî eserlerini kapsayan Bibliya (Kutsal metinler – Kitab-ı Mukaddes) IV asra kadar birkaç defa düzenlenmiştir.  Yahudiliğin VIII. Asırda çıkan ve çok sayıda taraftarı olan Karaî (Karay // Karaim) akımı Talmutçulara nispeten daha ılımlı olup, başka halkların Yahudi dinini kabul etmesini normal karşılıyorlardı.
Görülüyor ki, Azerbaycan’ın bazı bölgelerinde ve Hazar Hakanlığında Türk boylarının Yahudiliği / Museviliği kabul etmesinde Karaîlerin de etkisi olmuştur.
Kendilerini Karay diye adlandıran Musevi inançlı Türk boyu da Hazarlardan kalmadır ve bugün birkaç Avrupa ülkesine dağılmışlardır.
.
Kutsal Kitaplara göre, Nuh’un oğlu Sam’ın soyundan sayılan “Tanrı elçisi İbrahim” bazı milletlerin atasıdır. Bibliya’ya göre, Abram 99 yaşına geldiğinde, Tanrı; onu birçok milletin “babası” yapacağını, artık “Büyük, Yüce Ata” anlamına gelen Abram adını değil, onun ‘Halkların Babası’ anlamında Abraham (İbrahim) adını taşıyacağını söyler.
Kuran’da İbrahim hakkında şöyle denilir: “Ey Kitap ehli, İbrahim hakkında niçin tartışırsınız? Şüphesiz, Tevratda, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Aklınız almıyor mu?”
Başka bir ayette şöyle denilir: “Allah’a, bize gönderilene (Kuran’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve torunlarına gönderilenlere, Musa ve İsa’ya verilenlere, Rab’leri tarafından peygamberlere verilenlere inanırız, onları birbirinden ayırmayız. Biz ancak Allah’a teslim olanlarız, deyin!”
.
Tek Tanrı dinine inanan Türk boyları sonraları hangi dinlere girerlerse girsinler, yeni inançları içinde eski Tanrıcılık inancının özel hususiyetlerini yaşatmaya devam etmişlerdir.
Son kabul ettikleri İslam dini içinde, sufizmin Türklere özgü anlayışı böyle ortaya çıkmıştır.
Türklerde Hz İbrahim’e duyulan büyük saygının temelinde de onun Tek Tanrı dinine inanan bir hanif olması vardı.
.
Bu konuda tanınmış Polonyalı bilimci A. Zayonçkovski:“Prototürklerin Tengri Han inancı, Tek Allah’a ibadet etme anlayışı Hazarlarda devam etmiştir.
Bu yüzden Tek Tanrı’ya inanan Hazarların monoteist (tektanrıcı) bir din olan Yahudiliği benimsemesi kolay olmuştur.”6 Aynı durum Hıristiyanlığı ve İslam’ı kabul eden Türkler için de geçerlidir.
V. V. Bartold; Türklerin İslam’ı Müslüman silahının galibiyetiyle değil, gönüllü bir şekilde, kendi rızalarıyla kabul etmelerinin karakteristik hal olduğunu söyler.
İbn-i Fadlan 921 yılında Halife elçisi olarak Oğuzların arasında bulunur ve Türklerin inançları hakkında gözlemlerini şöyle aktarır: “İçlerinde biri zulme uğrasa veya sevmediği bir şey görse,başını semaya kaldırıp, Bir Tanrı! Der. Bu Türkçe Bir Allah demektir, zira Türkçe ‘bir’ vahid; Tengri ise Allah demektir.”
Güney Kafkas’ta, Dede Korkut kahramanları olan tektanrılı Oğuz beylerinin vuruştuğu boyların içinde “yonma ağaç tanrılı” boylar da vardı. Begil Oğlu Emran’la vuruşan bir kafir: “Senüñ bir teñrin varsa, menüm yetmiş iki büthanem var”  der.
.
Azerbaycan’da Hıristiyanlığın yayılması, bu dinin ortaya çıktığı ilk çağlarda başlamıştı. Eğer bu ülkede Yahudiliğin yayılması vaktiyle buraya göç ettirilen “dağ cuhudu”* diye adlandırılan Yahudi kavimleri ile bağlantılı ise, Hıristiyanlığın yayılması da ilk çağlarda çeşitli misyonerlerin faaliyetleriyle gerçekleşmiştir.
Kaynaklara göre, Azerbaycan’da Hıristiyanlığın yayılması, Ermenilerin Hıristiyanlaşmasından 270 yıl önce başlamıştı. Bu bakımdan, Güney Kafkas ve Azerbaycan’da kadim Hıristiyan mabetleri arasında Azer Türklerine özgü olanların önemli ağırlığı vardır.
.
Azerbaycan’da İncil, güya önce Süryanice (Aramîce), IV asırda ise Alban kralı Urnayr’ın devrinde Grigor tarafından Yunanca tebliğ edilmiştir.12 Elbette, Hıristiyanlığın yayıldığı ilk dönemde burada Sirofil, sonra Grekofil ruhanilerin rolü olmuştur, lakin tebliğin yerli dilde değil, Süryanice ve Yunanca yapıldığı görüşü inandırıcı değildir.
TÜRKİYE URFA DA BULUNAN BU  “BALIKLI GÖL”  bu göl hakkında İbrahim  Peygamberin balıkları olarak  efsaneler vardır
.
Bu dil meselesiyle ilgili olarak Alban Hıristiyan literatüründeki; “Alban, Ermeni ve Gürcü grupları içinde Hristiyanlık dinini yayan Grigor Part soylu Anak Bey’in oğlu idi”  bilgi kaydı çok önemli.
Tarihten biliyoruz ki, Partlar Türk (saka) boylarından ayrılıp Horasan taraflarına göçen prototürkmen boylarıdır.
Bir kısmı orada İrandilli boylarla kaynaşmış ve karışık bir Part (Pehlevi) dili ortaya çıkmıştır. Lakin Partların bir kısmı da ana dillerini korumuştu. Görüldüğü gibi, Türk adı taşıyan Anak Bey de aynı Part (Türkmen) soyundan idi.günümüze kadar İber, Udi, Lezgi ve benzer Kafkas Halkları gibi, sonraki Haylar da uluslararası iletişim vasıtası olan Azer Türkçesini kullanıyordu. Bu durum XIX asırda Rusların Kafkas’a gelişine kadar devam etmiştir. Grigor Güney Kafkas’taki Alban (Aran), Gargar, Maskut (Massaget), Kenger, Göğer ve benzer Türk boyları içinde İncil’i kendi anadili olan Türkmenceye yakın Azer Türkçesi ile tebliğ edebilirdi. Şöyle ki, Hay, Gürcü ve diğer Kafkas dilli ahali içinde de Azer dilinde yapılan sohbetleri anlayabilecek yeteri sayıda insan vardı. Hıristiyanlığı kabul eden Türk boylarının hangi bölgelerde olduğu Güney Kafkas’ta Hıristiyan mabetlerinin Türkçe adlarında açıkça görülür.  F. Simokatta, 591’de Hosrov’un esir aldığı bazı Türklerin alnında haç şeklinde çarpı olduğunu yazar.
.
Dede Korkut boy (hikaye bölümleri)larının bazılarında “kafir” diye adlandırılan Kıpçak boyları da var. M. Kalankatlı “Alban Tarihi” adlı kitabında Alban Türklerinin Hıristiyanlığı hakkında oldukça önemli bilgiler verir.17 Dilimizde kullanılan “din ayrı gardaş” deyimi de o çağlardan kalmadır.
.
Başka halkların arasında yaşayıp Hıristiyanlığı kabul eden Türklerin çoğu sonraları millî dillerini unutmuş, içinde yaşadığı, Hıristiyan toplumun dilini kabul etmiştir.
Doğu Avrupa’da XVII asra kadar Hıristiyan Kıpçaklar öz dillerini korumuştu. VII asırda Tuna nehri boylarına göçerek orada da Bulgar devletini kuran Bulgar Türklerinin  Hıristiyanlığı kabul ettikten üç dört nesil sonra yerli Slav boyları içinde eridiğini açık bir biçimde izlemek mümkündür.
Bulgarlar devlet kurdu, bu devletin “Bulgar” adı ülkenin adında kaldı, lakin Bulgarların kendisi bir millet olarak eriyip yok oldular. Çünkü burada Türk toleransı (ılımlılığı-hoşgörülülüğü) makul ölçüsünü yitirip ifrat derecesine varmış ve Türk töreleri ile bağdaşmayan aykırı ilişkiler ortaya çıkmasına imkân veren bir anlayış durumu gelişmişti.
.
Ön Asya’da kadim Türk izlerini gören bilimciler şaşkınlık içinde kalırlar. Şöyle ki, Sümer dilinde Türkçe ‘tengeri’ (dingir) sözünün kullanılmasını ‘bir tesadüf’ sayan bilimadamları; Sümer topraklarının Sümerler buraya gelene kadar Kenger diye adlandırıldığını gözden kaçırırlar.
Araz, Kür gibi, Ön Asya’nın en büyük nehirleri olan Fırat ve Dicle’nin kadim adları Türkçe Börü (sonraları Bura-t) ve İtigel (sonraları İtigla//Digle) şeklinde adlandırılırdı.
Bu adlar m.ö III Bin yıllarında çivi yazılarına yansı mıştı. Fırat’ın orta bölümünde onunla birleşen Balık çayının adı da beş bin yıldır değişmeden kalmıştır. Aşağıda İbrahim peygamberin soyundan bahsederken anlatacağımız Haran (Aran) şehri de aynı Balık (Balıg) çayının yanındaydı.
.
Sümer dilinde yüzden fazla Türk sözünün varlığı şaşırtıcı değil, çünkü Sümerler bir asra yakın Gut devletinin hâkimiyeti altında kalmış ve Sümer medeniyetinin Rönesans devri aynı asırda (m.ö. XXII) gerçeklemiştir.  Sümer-Akat çağlarında İkiçayarasının bugünkü Bağdat’ın kuzey bölgeleri Subarların adıyla bağlantılı olarak Subar ülkesi (Subartu) diye adlandırılırdı, çünkü burada “çaylı” anlamında Türk dilli Subarlar yaşıyordu. Sonuncu Subar beyliği İkiçayarası’nın kuzeyinde m.ö. 673. yılda Asurlar tarafından işgal edilip ortadan kaldırılmıştır.
.
Bazı toponimlerdeki* yer sözcüğü de dikkat çekicidir. İbrahim, oğlunu kurban keseceği yerin adını Yehova-yire koyar. Kutsal şehrin Yerusalem (yer-i salim) adı gibi, Yehova-yeri toponimi de yer sözcüğünü aksettirir.
.
Kut elinde Elbey’in adı bellidir ve bunlardan biri de enfazla bir yıl (M.Ö. 2133–2132) hâkimiyette kalmış Elbey İbranum’du.
Elbey’in adındaki ek İbran(um) Akkadcadır ve adınİbran//İmran biçimi Aran (Er-en), Alban (Alıp-an) boy isimlerindeolduğu gibi, imir-en birleşimi ile oluşmuşetnonimdir.
Nemrut dağındaki bu tümülüs çeşitli söylentilerle anılmaktadır.
.
Kuran’da buyrulur ki: “Âdem, Nuh, İbrahim ve İmran soyunu Tanrı dünya üzerinde üstün mevkiye çıkardı.”  Bence, İmran adı ile İbran(um) adı arasında fark yoktur.
TEK TANRILI DİNLERDE ORTAK GÖSTERİLEN İBRAHİM PEYGAMBER BÜTÜN TEK TANRILI DİNLERİN PEYGAMBERLERİNİN ATASI OLARAK BİLİNMEKTEDİR.
SAYIN AĞASİOĞLU BU YAZILARINDA İBRAHİM PEYGAMBERİN TÜRK SOYU BAĞLANTISINI AÇIKLAMA GETİRME ÇALIŞMASI YAPMIŞTIR.
BU YAZI  YAZARIMIZ SAYIN Prof. FRİDUN AĞASİOĞLU, (  Tütürkolog-eski Eğitim Bakanı) nın; Tanrının Elçisi  İbrahim-adlı pdf dosyasından bir bölüm alıntısıdır, sayın yazarımıza teşekkürlerimizi bildiririz.


Hakkında admin

İlginize teşekkürler


kepekler-ilicasi-camurda-ve-70-derece-isida-yasiyan-baliklari

Bilinmeyen tarihin sıcak iklimi ILICA da hayat.

  Balıkesir, Susurluk, Ilıca boğazı  ılıcası antik dönemden itibaren insanlığın kullandığı bir sıcak çamur banyosudur, …


belkiz-kizikos-lidya-kurt-donuna-burunmus-tamgali-altin-para

Mysia Kyzikos-Erdek Belkıs yönetim şehrinde paralarda tarih ve tamgalar

Kyzikos, günümüz Marmara Bölgesi’nde Balıkesir İli sınırları içinde, Marmara Denizi kıyısında, çok eski adı Arteka …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi

 


*


Hakkında antikor