Download Free FREE High-quality Joomla! Designs • Premium Joomla 3 Templates BIGtheme.net
ev / genel / kadin guzelligi uzerine tarihi orta asya metni

kadin guzelligi uzerine tarihi orta asya metni

Ev / Genel / Kadın güzelliği üzerine (Tarihi Orta Asya Metni)

Kadın güzelliği üzerine (Tarihi Orta Asya Metni)

Orta Asya’da kadın ve güzelliği, güzelliğe nasıl bakıldığı ile ilgili, nadir bulunulacak bir kaynaktan alıntıdır. Başta Tüm Hanım Efendilere ve Sonrada Kadınları tanımak konusunda bir klavuz olacağı düşüncesi ile kendi cinsime atıftır. ( Çinceden Türkçeye çeviren:İsmet Zeki Eyüpoğlu)

duygusu doğadan gelen bir yetidir. Yani, yemek yeme gerekinimi gibi insanın doğasına saplıdır. İnsan güzelliğinden hiçbir şey bilmeyen bir kişinin gözler yoktur. Onun içindir ki eski bilgeler başkalarını inciltmeden bu alan üzerinde konuşa biliyorlardı. Çünkü bu, varlığı yadsımayan doğal bir şeydir. Şu da var ki, birinin güzel karısını yada bir kişinin çekici odalığını seversem, onun duygularını incilte bilirim; o zaman benim aşkın yalnızca bir ahlak düşkünlüğü olarak kalmaz, benim ölümüme kadar gidebilir. Ama kendi kararımı ya da odalığımı seversem, bu, yalnızca benim doğama dayanan bir şey olur. Şimdi eski ermişler yeniden dünyaya dönseler, benim ta içimden duyduğum bu şeyleri söyleseler bu da ahlak düşkünlüğü olmaz.

Konfüçyüs bir yerde demiştir ki:’’ Zengin ve yüksek konumda olan bir kişi, ona göre davranmalıdır. Böyle zengin ve yüksek konumda olmasına karşın, kendi bir odalık satın almayan bir insan, yoksul ve alçak konumdaymış gibi davranmış olur. İnce ve bilgili bir insanın özü, onun kendi duygularının bir ürünüdür; böyle olunca, böyle bir kişi nasıl pek yalın ve tutumlu olabilir ? Doğaldır ki, ancak  evinde ‘bir kükremesi’ bulunan bir kişi, böyle geçersiz bir nedenin gerisinde kendisini saklayabilir, çünkü aşkı ona ancak kin, duyguları da ancak kötülük getirebilir. Başka nedenler onun hiç de işine yaramaz. Tanrı ona cezasını vermiştir’’

Ben bütün yaşamım boyunca yoksul bir bilgin olarak kaldım; durumum hep kötü olmuştur. Yanız gerçek bir güzel’i daha görmediğimden değil; ‘gökten gelen bir koku’yu almış olmadığımdan dolayı değil— hayır, kaba ve çirkin kadınlardan da ancak çok azını gördüm. Şimdi görünüş ve güzellikten söz ettiğimde, şarkı ve danstan söz ettiğimde, ‘çiçekler arasında düşlere dalanlar’’ ile ‘kırlar da uyuyanlar’ın bana güleceklerinden korkuyorum.

Ama yazgım dışarıdan görünüşte iyi olmaya bilir, bazen gene çok güzel şeyler yaşadım. Gerçekte yaşamamış olduğum şeyleri düş gücümde yaşadım; ve bu gibi hayranlığa değer tasarımlar beni öyle etkilediler ki, sanki ‘yumuşaklık ve sıcaklık ülkesi’nde bulunuyordum.

Bunlara inanmaya bilirsiniz. Ama geçmişten alınmış bir örnekle araştıra bilirsiniz: Çu Kralı Hi-ang’ın altı sarayında erdemli kadınlar bulunuyordu.

Özel daireleri ıssız değildi; o her türlü aşkı tadabiliyordu. Buna karşın geçen nice bin yıl içinde hiç ama hiç kulağa gelmedi. Ama bir kere görmüş oldu bir rüya, ‘Aşk Yolu’ rüyası her yanda biliniyor. ‘Aşk Yolu’ bugün nerededir ? Onun tanrılık kızı acaba nerede oturuyor ? Sonra ‘sabahları bulutları getirdi; akşamları da yağmuru’ sözlerinin anlamı nedir ? Bunlardan herhangi bir şey çıkarılabilir mi ? Bütün bunlar birer fanteziydi ve fantezinin tansıkları, gerçekten on kez daha güzeldir. Onun için de ancak onlar yüzyıllardan beri anlatılmakta, doru, gerçekleşmiş öykülerden on kez daha çok anlatılmaktadır. Kadın güzelliğinden söz etmek isteyen bir kişi de hep fantezinin karanlıklarına dalmalıdır.

Yazdıklarımı nereden öğrendiğimi bilmek isteye okurlarımdan Kral Çu’nun Aşk Yolu öyküsünü akıllarına getirsinler.

Eskiler şöyle derdi:’’ insanı sürükleyen yalnızca yetkin olandır. Peki, yaşlı bir kadında ‘yetkin’ olan nedir ? onun çekiciliği… AAZ kişi bunu bilir; insanların çoğu olgun olan güzelliktir diye düşünür. Bilmezler ki , görünüş güzelliği doğaldır ki güzeldir, ama ancak yüzeysel bir şeydir. Böyle bir şeyinsanı nasıl sürükleyebilir ? ancak çekicilik buna karıştırıldıktan sonradır ki ‘yetkin’ olan elde edilmiş olur veinsanı sürükleye bilir.

Nasıl oluyor da ipek üzerindeki güzellikler, yaşayan insanlar dan belki on kez daha yetkin olan bugünün kadın betimlemeleri kimseyi sarsmıyor, kimseyi istekten dolayı hasta kılmıyor ? Evet, çekicilik hiçbir zaman eksik olmamalıdır.

İnsanda çekicilik ateşte yakmak, mumda aydınlatmak, değerli taşlarda, altında, gümüşte pırıldamak gibidir. Maddi değil, ruhsaldır. İşte, maddi olmadan maddiymiş gibi, biçimi olmadan biçimliymiş gibi olduğundandır ki ‘yetkin’ olandır. Yetkinlik, açıklanamayan tuhaf bir şeydir. Bir kezcik bir kızı hiç durmadan düşünürsünüz; düşünmemek elinizden gelmez. Onunla birlikte yaşamak için varınızı yoğunuzu verirsiniz…

İşte açıklanamayan, tuhaf olan budur.

Gökle yerin, insanın yaratılması işinde nasıl birer sanatçı olduklarını, varlıkları biçimlendirmekte tanrıların ne kadar usta olduklarını, onlardaki çekicilikten anlarız. Yaratıcı ben olsaydım, insana beden biçimini, hata aklını vermek benim için güç olmazdı. Ama bir nesne olmayan onu, kılığı olmasına karşın kılıklıymış gibi var olan onu, kimse değiştiremez; başka biçime sokamaz; var olmadıkça kimse getiremez; bir kez bulunduğu zaman, kimse ortadan kaldıramaz.

Çekicilik güzel bir kadını daha güzel kılmakla kalmaz; baş döndürücü bir kadını daha baş döndürücü kılmakla kalmaz; yaşlı bir kadını genç, çirkini de güzel kılar. Bizde , önceden bulunmayan duyguları uyandırır; insanı farkına varmadan sarar. Az güzel, ama çekici bir kız, daha güzel bir kıza baskın çıkar. Hemen hemen bütünüyle güzel bir kadını daha az güzel, ama çekici bir kadınla yan yana koyun; erkekler yalnızca az güzeli seveceklerdir; ötekini değil…Çekicilik güzellikten bir kez değil, iki kez daha önemlidir.

Güzelliği az olan, üstelik de hiç çekici olmayan bir kadını, hiç güzelliği olmayan, ama buna karşılık çekici olan bir kadının yanına koyunuz; sonra her ikisini başka insalarla bir iki sözcük konuşturunuz; insanlar güzelliğin değil, çekiciliğin etkisi altında kalacaklardır. Böylece çekicilik yalnız az güzelliği çok güzelliğe baskın çıkarmaz; üstelik güzellik yokluğunu güzellik varlığı üzerinde baskın çıkarır.

Lİ YÜ ( 1610-1680 Düşünür –Yazar)

Emrah BEKCİ

Araştırmacı Yazar.



Hakkında Emrah Bekci


İlginize teşekkürler


Tayfur köyü antik Trakyen tahtı

Trakyen yarımadası Tayfur köyünde Trakyenlerden günümüze tarih

Çanakkale Trakyen yarımadası ( Thracian Chersonesos) Tayfur köyü mübadele Türklerinin Rumlardan kalma köyüdür. Kaya oyma Trakyen …


Çok yaşlı dut ağacı- Karainebeyli

Gelibolu Karainebeyli Kalaycı dede antik alanı

Kalaycı dede  antik alanı Gelibolu  Karainebeyli köyü Kara Nebi antik mezarlığı yakınındadır. Kalaycı dede  antik …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




*


Hakkında antikor